Annelik Anneler ve Bebekler
Annesiz bebekler
Ilk birkac yilda cekilen anne yoksunlugu, yasam boyu silinmeyen izler birakiyor.
Yasadigimiz aci gunler icinde gundem surekli olarak farklilik gosteriyor. Hepsinin temeli depremin getirdigi sorunlar olmakla beraber ilk gunler gectikce psikolojik sorunlarin agir bastigini goruyoruz.
Cok sayida kayip verildi. Bu aci herkesi etkiliyor ancak, sorun annesini kaybeden bebekler acisindan cok daha buyuk. Bu konuyla ilgili olarak daha once de yayinladigim bir yazi var. Sayin Oya Unal’in hazirladigi bu yaziyi guncelligi nedeniyle tekrar yayinliyorum.
Annelik, tumuyle icgudusel bir yetenek degil, buyuk olcude sonradan kazanildigi kanitlanmis bir duygu ve davranistir. Ilk yaslarda, ozellikle oral donemde (bebeklik doneminde) cocugun en buyuk gereksinimi sevgi, ilgi ve ihtiyaclarinin zamaninda, yeter olcude giderilmesidir. Devamli, dengeli ve kararli bir sevgi, cocugun saglikli buyumesi, saglam bir kisilik gelistirmesi, cevreye uyumu acisindan cok gereklidir. Bir baska gereksinim olan guven duyma, dengeli bir sevgi ortaminda dogar. Guven duygusu saglikli olarak gelisen kisi, hem kendine guvenir hem de dis dunyaya, insanlara guvenir. Boylelikle bagimsiz olmayi, kendi basina kararlar almayi, karsilastigi gucluklerin ustesinden gelmeyi ogrenir. Sevgi; kisacasi ilgi, sevecenlik, sicaklik annede olmasi gereken ozelliklerdir.
Anne, bebegin bakimi sirasinda oksamasiyla, tutusuyla, konusmasi ve gulusuyle cocukta huzur ve mutluluk yaratir. Bebegin cevabi ise gulusu ve cikardigi seslerdir. Anne-bebek arasindaki bu diyalog, sevginin devamli olmasi ile surer gider. Sevginin surekliligi kadar, en cok bir-iki kisiden gelmesi de onemlidir. Sevgi veren, ilgilenen kisilerin durmadan degismesi, bebek icin guven verici olmaz.
Anne mutlu olmali
Annenin yavrusuna ozenle bakabilmesi, yeterli ilgi ve sicakligi gostermesi kendisinin saglikli ve mutlu olmasina baglidir. Sorunlu bir gebelik veya zor bir dogum geciren anne, bebegiyle yeterince ilgilenemeyebilir. Aile uyelerinden birinin hastaligi, kocanin issizligi, parasal problemler, kari-koca arasindaki gecimsizlik vb. anneyi etkileyebilir. Ya da bebege bagli sorunlar, erken dogum, sakat dogum gibi olaylar annenin daha ozverili olmasini gerektirmektedir.
Yeterli bir segiyle buyumemis bir anne, cocuguna da dogal olarak yeterli sevgi verememektedir. Ayrica annenin cocuk yetistirebilecek yas ve olgunlukta olmasi da onemlidir.
Bu donemde iki degisik anne tutumundan bahsetmek mumkundur;
Anne asiri verici, bebegine cok duskundur. Ayni zamanda da yeterince bakamadigi, beceremedigi dusuncesiyle endiselidir. Cocugun her aglayisinda ne yapacagini sasirir. Her an solugunu dinler. Kucagindan indirmez. Sallar, olur olmaz besler. En ufak bir seyde hastalandigini sanip doktorlara goturur. Bebek annenin bu tutumunu sezip tepki gosterir.
Diger bir tutumda ise anne cocuguyla duygusal yaklasimda bulunmaz. Bebegin bakimi ona agir bir yuk gibi gelir. Onunla konusmayi, gulusmeyi gereksiz gorur. Cocugun kakasindan, kusmugundan igrenir. Hareketleri soguk, adeta kurgulu gibidir. Bebegin, butun zamanini aldigindan yakinir. Bu tutum icinde olan annelerin bebekleri de bu gerginligi hisseder, hircinlasir, tepki gosterir. Pek cok annenin tutumu da bu iki tutum arasinda yer alir. Sunu hatirlatmak gerekir, annenin yasadigi gecici bunalim ve sikintilar cocugu etkilemez. Burada sozu edilen surekli tutumlardir. Anne, sikintilarina ragmen cocugunun tadini cikarabiliyor, mutlu olabiliyorsa, gercekten iyi bir anne ornegi sergiliyor demektir.
Anne ile bebegin arasindaki iliskinin niteligi kadar, surekliligi de cok onemlidir. Ilk bir yil icersinde annenin uzun sureli ayriligi, cocugu ruhsal yonden etkilemektedir. Ilk uc yasta cocuk, annesinin ayriligina birkac hafta dayanabilir. Bebeklik caginda bu ayriligin bir haftayi gecmemesi gerekir. Dort, bes yas cocuklari tanidik bir kimse yaninda anne ayriligina bir-iki ay sureyle katlanabilirler. Ancak anne ile iliskinin niteligine, annenin yerine gececek olan kisiye bagli olarak cocugun tepkisi cok farkli olabilir. Yedi-sekiz yaslarindan sonra, cok sarsici, etkileyici bir olay olmadikca bir yil ayri kalabilmektedir. Ondort-onbes yaslarindan sonra kalici iz birakmaz.
Ilk tepkiler
Anne ayriligina cocuk aglamayla tepki gosterir. Hircinlasir, huysuzlanir. Cocuklarindan bir sure ayri kalan anne, babalar donuslerinde, kendilerine yabanci gibi davrandigini, tepkisiz kaldigini gorurler. Cocuk sanki onlari unutmus gibi davranir. Bir sure sonra ise, onlara sokulur. Sanki tekrar anne, babasi gidecekmis gibi korkar. Hic yanlarindan ayrilmak istemez. Geceleri bile beraber yatmak ister. Anne-babasina duskunlugu iyice artar. Annenin hastaneye yatmasi ve baska zorunlu nedenlerle, altinci aydan sonra olan anne-cocuk ayriliginda, cocukta agir etkilenmeler ortaya cikmaktadir. Bebekte huzursuzluk, surekli aglamalar baslar. Yemekten icmekten kesilir. Uykusuzluk, kusmalar olur. Canli, neseli cocuk gider, hasta bir gorunum gelir. Bebegin gelisimi yavaslar. Bu ayrilik bir, iki ayi gecerse, bebekte cevreye ilgisizlik, inlemeler baslar. Cevreye donuk bakar.Bu etkilenme bebeklik depresyonu olarak isimlendirilir. Cocuk, once annenin gidisini tepkiyle karsilar, sonra yasini tutar. Icine kapanmaya baslar. Eger annenin yerini tutan kisi yabanci degilse daha hafif gecirir. Anne ilk uc ayda geri donerse, bebek eski durumuna, canliligina kavusur. Uc aydan uzun suren ayriliklarda kendini toparlamasi cok guc olur.
Anne yoksunlugu, annenin olmesi, bosanmalar ve tamamen terkedilmis cocuklari icermekle birlikte, sevgi ve ilginin yoksunlugunu da anlatmaktadir. Var ama aslinda yok olan anneler...
Dogumdan kisa bir sure sonra, cesitli nedenlerle anneden ayrilip yuvalara yerlestirilen bebeklerde cesitli gelisim bozukluklari ortaya cikmaktadir. Boylari ve agirliklari yasitlarina gore geri kalir. Sik hastalanirlar. Hastaliklari agir gecer, olum orani yuksektir. Cevreye ilgisiz olmakta, ilgi ve uyarmaya gec tepki vermektedirler. Bas sallama, bas vurma, yerinde sallanma vardir. Cevreye bos bakislarla bakarlar. Gec yurur, gec konusurlar. Tuvalet egitimleri de gec kalir.
Dogumdan kisa bir sure sonra anneden ayrilip yuvalara yerlestirilen bebeklerde gorulen bedensel ve zihinsel gelisme geriligi ile sik hastalik ve yuksek bebek olum orani gibi sorunlarin tumune, Yuva Hastaligi veya Kurum Hastaligi (hospitalizm) adi verilir. Yatili yuvalardaki ilgi, uyarma ve sevgi yetersizligi buna yol acmaktadir. Kisacasi, anne yoksunlugudur. Cunku bebegin en onemli ihtiyaclari olan ilgilenme, kucaga alma, sevme, oksama, konusup gulme yeterince saglanamamakta, sonuc olarak da olumsuz etkilenmektedir.
Yuvalarda yetisip de daha sonraki yillarda izlenen cocuklarda ilk gorulen davranis, cevreyi genel umursamazlik, ilgisizliktir. Kolay arkadaslik kuramaz, cekingendirler. Dusunme ve kavramalari zayiftir. Zekalari donuk, duygusal tepkileri de kunttur. Kuskulu, saldirgan olurlar. Calma, okuldan kacma gibi davranis bozukluklari sik gorulur.
Depresyon ve anne olumu
Depresyon adi verilen ruhsal cokukluk ve intihar egilimi gosteren kimselerde, bes yasindan once anne olumu yuksek oranda bulunmustur.
Bebek icin onemli olan, anne ya da onun yerini tutan bir kimseyle sicak ve surekli bir iliski icinde olmaktir.
Ozellikle ilk yillarda, annenin sagladigi bakim ve sevgi cok onemlidir. Bu acigi sonradan kapatmak cok zordur. Yuvalardan alinip evlat edinilen cocuklarda bu durum acik bir sekilde gorulmektedir.
Dogumdan birkac hafta sonra yuvaya yerlestirilen cocuklarla, bir yasindan sonra yerlestirilen cocuklar karsilastirildiginda, bir yil anne-baba yaninda olanlarin daha uyumlu oldugu gorulmustur.
Anne yoksunlugu ne kadar erken baslar ve uzun surerse, davranis bozukluklari ve ruhsal dengesizlikler o oranda cok olmaktadir.
Kimsesiz cocuklar icin cozum, yuvalardan cok, koruyucu aileler olmalidir.
Annelik Anneler ve Bebekler |