yavuz bingöl türküleri
Turkuler kadar huzunlu
Turkuleri dinlerken hangimiz duygulanmayiz ki? Hele bu turkuyu bir de Yavuz Bingol soyluyorsa.. o zaman huznumuz bir kat daha artar. Ben simdiye kadar Yavuz Bingol'den hep huzunlu turku duydum, hic neseli turku soyledigine sahit olmadim. Bazen acaba turkulerimiz mi bu kadar huzunlu, yoksa bu huzun Yavuz Bingol'den mi kaynaklaniyor diye de dusunmuyor degilim.
Yillarca turku soyleyen ve son uc yilda uc albume imzasini atan Yavuz Bingol'un calismalarinda dikkatimizi ceken bir nokta var. O da daha dingin bir altyapisinin olmasi. Daha az estrumanli, insan sesinin on planda oldugu albumleri diger turku albumlerine oranla onemli bir farklilik bence. Insan sesini "cok iyi bir enstruman" olarak gordugunden olacak, calismalarina bunu elinden geldigince yansitiyor. Yumusak sesli, gurultuden uzak ve sade olusu ayrica gereksiz sazlara ragbet etmemesi Yavuz Bingol'u farkli kiliyor.
TURKULER BENI IFADE EDIYOR
Yine huzunlu turkulerin bol oldugu bir konser sonrasi kendisine, turkulerindeki huznu sorduk. Iste Bingol'un cevabi: "Turkulerin cok somut bir bicimde Anadolu insaninin yasam bicimlerini ifade ettigini dusunuyorum. Anadolu insani huzunlerini, sevinclerini, kavgalarini, acilarini bugun her seylerini turkulerle ifade ediyor. Hepimizin bildigi gibi o bolgede yuzyillardir yasanan bir sorun var. Dogu, Guney ve Orta Anadolu'daki insanlarimiz batiya gore daha elverissiz sartlarda mucadele veriyorlar. Onlarin sevincleri az oluyor. Sevincleri az olunca tabii ki acilari, huzunleri daha agirlik kazaniyor. Boyle olunca da turkulerinde daha cok huzun oluyor. Uc kasetin ucunde de kendimi ifade etmeyen, hayata bakisimi ifade etmeyen, beni duygulandirmayan hicbir turkuyu repertuvarima koymadim. Seslendirdigim her turkunun de kesinlikle beni ifade etmesi sartini ariyorum. Turkuler, yasadiklarimi ifade ediyor, hareketli turkuleri sevmedigimden degil; ama kendime uygun bulmadigimdan dolayi, dogru yorumlayamam kaygisiyla hareket ettigim icin dogru yorumlayacagim turkuleri tercih ediyorum. Bunlar da sizin de ifade ettiginiz gibi huzun agirlikli."
UC YILDA UC ALBUM
Yavuz Bingol, Guneydogu kokenli turkucu gelenegini devam ettiren sanatcilarimizdan. Annesi ozan, babasi edebiyat ogretmeni. Annesi Sahsenembaci'nin sazini tasimaya basladiginda 10 yasinda imis. O gunlerde annesi, Asik Mahsuni Serif ve Cem Karaca ile bol bol konserlere cikar, annesi Sahsenembaci konserin son turkusunu Yavuz Bingol ile birlikte soylermis. Arkasindan konservatuvar yillari baslamis. Ancak 12 Eyul darbesinden sonra okula ara vermek zorunda kalmis. O yillarda bir kac arkadasiyla grup kurarak yoluna oyle devam etmis ve 1995 yilina kadar bu grupta baglama calip turku soylemis.
1995 yilinda birinci albumu "Sen turkulerini soyle" arkasindan ikincisi "Baharim sensin" ve ucuncu yilda ucuncu albumu "Gulen az"i cikaran Yavuz Bingol, muzik dunyasinin zirvesine dogru emin adimlarla ilerliyor.
Kendisini meslektaslarindan pek farkli gormuyor Bingol. Birtakim degerler disinda yapimcinin dayatmalarina aldirmadigini soyluyor ve "Kendimi ifade etmeyen hicbir turkuyu kasetime koymuyorum. Dogru yerlere ulasmasi muzigim icin cok onemli. Muziginin anlasilir olmasina cok dikkat ediyorum. Ozellikle kullandigi Turkce'nin duzgun olmasina ozen gosteriyorum." diyor.
PIYANO VE BAGLAMA
Baglamanin yaninda gitarla birlikte turku soylenmesi artik pek yadirganacak bir durum degil. Aksine bu birliktelikten cok guzel yapimlar meydana getirdigi ortada. "Sen turkulerini soyle" adli ilk albumuyle bir yenilige imza atan Yavuz Bingol, simdiye kadar pek denenmemis olan piyano esliginde turku soyledi. Bingol bu birlikteligi "Piyano, baglamanin yanina yakisti diye dusunuyorum. Insanlarin kulagina farkli bir seyler gitsin diye dusundum." seklinde ifade ediyor. Buna ragmen ilk zamanlarda kendisini bir riskin bekledigini soyleyen sanatci soyle devam ediyor: "Aslinda insanlarin bildigi turkuleri okumak da bir risk. Cunku yillardir insanlar onlari dinlemisler kaynak kisilerden uretenlerden. Ve ozumsemisler oyle almislar, oyle sevmisler. Farkli bir seyle bunlari insanlara dinletmek sevdirmek zor ve riskli bir adimdi. Eger cagdas halk muzigi yapilacaksa, kendi kulturumuz yeni kusaklara tanitilacaksa onun yolu da kesinlikle bu turkuleri iyi anlamadan, iyi kavramadan cikiyor. Bu turkuleri iyi anlamazsak, iyi kavramazsak bu temele dayali bir muzigi dogru anlayip dogru yapma sansi saniyorum hicbir muzisyenin olmayacak. Bu topraklardaki, cografyadaki turkuleri iyi anlamak ve iyi kavramak gerekiyor. Dunyaya acilacak cagdas halk muzigi olusturulacaksa ciddi anlamda bu turkuleri iyi anlamak sart bence."
Yavuz Bingol gectigimiz yil Ada Muzik'ten ayrilarak bircok sanatciyi buyuk meblaglar odeyerek transfer eden Prestij Muzik'e gecti. Bu transfer Yavuz Bingol'un sevenleri tarafindan ilk zamanlarda yadirgandi. Ancak gecen zaman icinde her iki taraf da buna alismis gozukuyor. Yavuz Bingol yasam felsefesi bakimindan kendisiyle "pek fazla uyusmayan" bu firmaya gecisini su sekilde izah ediyor: "Burada biraz profesyonelce dusunmek zorunda kaldim. Dunyada promosyonsuz hicbir sey yurumuyor. Mesela Alman araba sanayiinin reklama ihtiyaci mi vardi? Ama yeni bir araba cikardigi icin tum dunyaya tanitma gereksinimi duyuyor. Ben yeni firmayi sirf promosyonu profesyonelce oynadiklarindan dolayi tercih ettim. Orada bulunan insanlara karsi tabii ki birtakim onyargilarim vardi. Ama ben orada nerede durmam gerektigini biliyorum. Hayatta taviz vermeyecegim. Burayi tercih etmemin bir diger sebebi de ekonomik etkenler. Son iki yila kadar hala annemin sazini kullaniyordum."
yavuz bingöl türküleri |